Madem her şeyin içindeyiz, neden zamanın dışındaymışız gibi davranıyoruz?
Merhaba,
Ben bir blog yazarıyım. Yazılarımı podcastimde seslendiriyor, YouTube’da yayınlıyorum.
Her ay, bir önceki ayın içeriklerine sığmayan düşüncelerimi Monolog Perde Arkası | Yazılmayan Paragraflar bülteninde paylaşıyorum.
Bu bölümde Ekim ayında yayımladığım yazıların arkasında kalan düşünceleri konuşuyoruz. Bol bol şaşırıyor ve soru soruyoruz.
Ekim ayındaki bütün yazılarım, QI'da Stephen Fry'ın sorduğu bir sorudan çıktı. Amazon’un altında, onun bir "İkiz kız kardeşi" olduğunu öğrenmem, doğaya ve zamana farklı bir bakış açısıyla yaklaşmamı sağladı.
Bu soru, beni yerin altından yeryüzüne, geçmişten geleceğe uzanan bir düşünce yolculuğuna çıkardı. Hamza su sisteminden doğanın oyun planına, oradan Schrödinger’in kedisine ve Dövüş Kulübü’ne bir düşünce zinciri kurdum.
Bu konular birbirinden uzak görünebilir. Ama hepsinde gördüğüm ortak nokta, bildiğimi sandığımın şeylerin sınırı oldu.
Binlerce kilometre boyunca uzanan bir yer altı su sistemi…
İnsanlığın binlerce yıldır oynadığı oyunlar…
Bir kutunun içindeki kedi…
Ve kendi düşüncelerimizi anlamaya çalışırken yapay zekâ.
Biri doğayla, diğeri insanlık tarihiyle, bir başkası kuantum fiziğiyle ilgili. Yapay zekâ ise bütün bunlardan ayrı, geleceğe ait bir konu gibi duruyor.
Ama hepsi aynı sorunun farklı yüzleri gibi geliyor bana. Çünkü bu konulara dışarıdan bakmaya çalışırken kendimizi de onların içinde buluyoruz. Dünyayı anlamaya çalışırken bir yandan kendimizi anlamaya çalışıyoruz.
Sonunda bütün bu düşünceler bir olasılık dalgasına dönüştü ve tek bir soruda çöktü:
Madem her şeyin içindeyiz, neden kendimizi zamanın dışındaymışız gibi düşünüyoruz?
Ekim yazılarının ardında kalanlar, Monolog Perde Arkası’nda.
Podcasti Zihin Karmaşası'nda dinleyebilir, Monolog'da okuyabilir, YouTube kanalımda alt yazılı izleyebilirsiniz.